Cuma, Ocak 1

01012010

..yenı yıl yazısını dün yazamadım.ajanstaki yenı yıl partisi eve gel hazırlık yap derken gecti gitti yılın son gunude..
huzurlu mutlu ve pek sakın bır yenı yıl gecesıydı..5-6 kişilik ekiple tombala bile oynadık:)
muhteşem bir yemek masamız vardı.sevgilim ve ben böyle şeyleri pek sevdiğimizden usanmadan hazırladık masayı..e birde hindi dolmamız gelınce muhteşem yılbaşı yemeği hazırdı.yalnız hindi bıraz buyuktu sanırım önümüzdeki yenı yılda da yıyeceğiz kendisini.

aslına bakarsanız hiçde yazasım yok..sadece yenı yılın ılk gunu yazmadan edemedım..
sevgilim yanı basımda god of war oynuyor..ve kendınden gecmıs bır vazıyette her sahnede sevgilim şuna bir bak ne olursun diyerek benide oyuna dahil etme çabasında.
korkuyorum bir gün oyunun içine kaçıverecek die:)

yeni yıldan ne mi istiyorum..fena geçmeyen 2009 yılına göre daha güzel bir 2010..

yalan olmasın yada çok üzücü yalanlardan olmasın:)
sağlık olsun bol bol..
başarı olsun egolarımızı doyuracak bizi yaptığımız her işe bağlayacak kadar..
kahkahalar olsun gözümüzden yaş gelene karnımızdaki kasılmalar bitmeyecek gibi olana kadar..
bir sürü yeni ayakkabımız olsun:)
aşk olsun en güzellerinden en bitmeyeninden..
uyandığımızda onu görmekten hiç bıkmayacağımız insanlar , uyandığımızda hep burnumuzun dibinde olsun..
ailemiz hep olsun..
sevdiklerimiz dostlarımız azalmasın gereksiz artmasında...

hepimize tüm güzelliklerin hayırlısı kadarını versin kısacası..

cambaz
sevgiler

Çarşamba, Aralık 30

düzenin düzensizliği

günlerdir direniyorum ; yazsam hayır yazmasam..
canım nasıl çekiyor sana yazmayı ama bir o kadarda yazasım yok.
ne diyeceğim ki..
ne anlatacağım..
çok şey..
hiç bir şey.. geçenlerde yazdığım yazıyı yayınlamıyorum belki başka zaman..
şimdi kısa kısa aklımdakileri döküveresim var..

dün babamı ne kadar özlediğimi fark ettim yine..
28 yaşıma gireceğim nerdeyse hatta 12 yıl bitmiş olacak çok yakında ben hala mızık mızık halindeyim..
hala kıskanıyorum baba kelimesini..
belkide inatla rakıdan zehirlendikten sonraki içemeyişim onun yüzündendir rakıyı..rakı+tütün baba kokusu bende..
beni hiç çıkarsız hiç sebepsiz hiç azalmadan belkide artarak seven ilk belkide tek erkek..
o sevgiyi özledim sanırım..uçsuz bucaksız..hesapsız ..bitceğinden korkmadan ..bir gün uyandığında gitmiş mi korkusu duymadan..bencillikse evet..ben babamı özledim..

sabah bir düğün resmi gördüm bozcaada da yapılmış..hayatımda ilk defa ama ilk defa evet bende burda evlenmek istiyorum dedim cidden ilk defa bir düğün içinde hayal edebildim kendimi..bu adanın üzerimdeki manyetik gücü nedir? neden adı bile anıldığında gözlerim maviye bulanıyor..bozcaada feribotunda 5 yaşında terliklerimizi sürüyerek oynadığımız saklambaçların mı etkisi var acaba hala..yoksaferibotta babamın sarhoş kafayla satın aldığı bir tepsi içiboşun kokusu mu var hala burnumda.neden bilinmez 28 yaşıma kadar yapmadığım bir şeyi yaptım ve orda evlenmenin nasıl mükemmel olabileceğini düşündüm...ama sadece düşündüm:)

bu arada yeni yıl yazısını yarın yazacağım geçen sene yaptığım gibi..

düzen bunalımı yaşayacağım 3-4 ay kadar.annem yaklaşık 4 aylığına yanıma geliyor.Kendisi kış aylarını yalnız geçirmeyi pek sevmiyor..bu konu bu kadar.hem zevkli hem sıkıntılı günler beni beklıyor.

çok bunaldım fasulye ruhlu insanlardan..yoruldum da..artık sabrım tükenmeye yüz tuttu.belkide bu yüzden yazasım yok aslında.yazarsam dilimin olmayan kemiği gibi parmaklarımda beynimden habersiz cümleler kuruveriyor ben bu kadar üzgün , yorgun ve hırçınken..huzurumu ruhumu ve neşemi kaçırmak için ellerinden geleni ardına koymayan bir grup insan var.yada birileri bilmiyorum.sürekli mailler-mesajlar geliyor..sevgilime,ilişkime kısaca tüm hayatıma müdahale eden,nutuklar çeken ,hodri meydan diyen mailler..ilk önce sinir oluyordum..sonraları önemsememeye görmemeye başladım.ama son gelenler hodri meydan diyenler asabımı bozmaklada kalmayıp sabrımı zorluyorlar...kimin canını bu kadar yaktım kime ne yaptım bilmiyorum..ben basit bir hayat isterken bunun için elimden geleni yaparken ne kadar karmaşıklaşabilirse o kadar bulanıyor durgun mavi sularım..
işin enterasan tarafı mutluyum..ve hiç olmadığım kadar huzurlu.birşeyler bir yerde ters bağlantı yapıyor ama nerde onu bulamıyorum.

şimdilik bu kadar mı...?

birşeyi sakın unutmayın..herşey emek istiyor.herşey sabır ve herşey güç istiyor en mükemmeli için bunu sakın unutmayın..ve beni dinleyin,inandığınız sesin peşinden gitmekten hiç vazgeçmeyin sesi duyamayana kadar..her karar ikiye ayrılacak önümüzde..bizim doğrumuz hep bağırıyor aslında karşımızda , sadece biz biraz geç duyuyoruz..2010 un ilk dileği bu olsun..doğru sesi zamanında duyalım..

cambaz
sevgiler

Salı, Aralık 22

basit bu kadar basit..

Basit yaşayacaksın.


Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.


Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi.


Basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.


Kabak çekirdeği verecek sana
rakamların veremediği mutluluğu.


El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak
en değerli kağıdın;
hep yanında taşıdığın,
atmaya kıyamadığın.


İki harekette giyiniverecek,
iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;
kısacık olacak
sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.


Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;
bakışların bile anlatabilecek kendini.


Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını.


Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.


Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.


Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir
“fa diyez”in mutluluğunu.


Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün


“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,
bir “istemiyorum” diyebilmeye.

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

Saatin, sadece saati gösterecek;
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.


Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi

basit...


kimsenin veremediği basitlik değilmi tek istediğimiz....

Perşembe, Aralık 10

ve bir sertap erener daha...

Sorma bu ara şu halimi
Bu acıların hepsi mi daimi?
Yazık oldu her iki tarafa da
Şimdi sence daha iyi mi ?

Bir gün oldu , iki gün oldu, ay oldu ,yıl oldu ümitlere…
Unutmuyor gönlüm seni
Seviyor her gün her gece
Yoruldu, duruldu, kırıldı , vuruldu bir kaç kere…
Yazılıdır hepsi hikayede

Yok mu bir haber alan, yok mu gören?
Bu mudur adetin, bu mudur tören ?
Yaz ya da söyle, bulamadım böyle,
Neresi açık adresin, neresi yören ?

Pazartesi, Kasım 16

yanık ayaklı küçük eller..

bazı kelimeler vardır..
yıllarca kullanılmış ,çok sevilmiş..ekmek su gibi normalleşmiş dilimize yer etmiş..
hergün heran kullanıma hazır..
ama herkese değil tek bir kişiye kullanırsınız.
sabah, akşam..hele canınız yandığında..hepimiz için yerine ve zamanına göre değişkenlik gösterir bu kelime ama özünde 3-4 tane ile sınırlıdır aslında..

sanırım 8 yaşındaydım..yaz tatilinde..
kumsalda deliler gibi koştum oynadım diğer çocuklarla.
sonra annem geldi hadi dedi gidiyoruz.çünkü rüzgar deli gibi esiyordu ve biz her suya girdiğimizde dudaklarımız Çanakkale boğazının sularında bir kez daha morarıyordu.
kardeşim kucağında ben elinde eve döndük.hemen bıcıbıcıya..sıkı sıkı tembihledi ardından, bahçeye çıkın orda oynayın ama sakın kumsala gelmeyin..ardından ekledi salona doğru , hayatım çocuklar bahçede ben çıkıyorum..içerden bi ses geldi bize doğru; güzellikler hadi köye inelim..
peki dinledik mi? hayır..Sanki tam tersi söylenmiş gibi saniyeler içinde annem ön kapıdan biz arka bahçe kapısından çıktık..Sahile indik arkadaşlarımzın yanına ve içimizden birinin önce kim suya değecek bağırtısıyla koşmaya başladık..sanırım 5. adımım falandı..ömrümden ömür gitti..sağ ayağımı adım attığım yerden oynatamadım ama oynatamadığım her an canım dahada yanıyordu..anlamlandıramadığım bir yanma hissi.suyun kenarında neyle yanabilirdi ki ayağım? iki kocaman elin koltuk altlarımdan tutup beni suya soktuğunu hatırlıyorum ve deli gibi bağırdığımı..bir gece önce sahilde ateş yakanlar söndürmeyip kumla kapatmışlardı ve canlı canlı közler malesef benim ayağımı pusuda beklemişlerdi saatlerce..

sonrasında hatırladığım beyaz bi odada bi doktorun korkma ne olur hemen bitecek diye yalvarışıydı.ve benim beni suya sokan o iki ele sarılıp aslında canım yanmadığı halde deli gibi bağırıp ağlayışımdı..ağrı kesici iğneler yapmışlardı ayağımın heryerine ve ölü derileri temizlemeleri gerekiyordu ama ben korkumdan sesimin son desibelinde ağlayıp o kocaman iki ele deli gibi sarılıyordum küçücük ellerimle .kafamı kaldırdığımda o iki kocaman elin kocaman gövdesinin üzerindeki kocaman kafasındaki gözlerinde benimle birlikte ağladığını gördüm..bir an sustum ama o ağlıyorsa bende durmamalıydım..
sonraki iki ay o kocaman ellerin kocaman gövdesi beni heryere sırtında taşıdı..
hemde herşey benim suçum olmasına söz dinlemeyen yaramaz bi kız olmama rağmen tek kelime açmadı ağzını..

İşte girişte bahsettiğim bazı kelimelerin bana düşeni BABA..ben 12 senedir bu kelimeyi sadece kendikendime kullanıyorum.. yada ağladığımda..yada özlediğimde..yada çok dertlenip birine onu bilmem kaçıncı kez anlatmak istediğimde..biliyorum bazen sıkıyorum bile bazılarını..ama o kelime bana sadece 16 yıl izinliydi.sonrasında bir masal kahramanını anlatır gibi yada bir film karakterini hatırlar gibi kuru cılız cansız kaldı..

ben bu konuda çok kıskanç oluyorum bazen..biri baba kelimesini çok kullansın yanımda, hele de babası yanındaysa..dün dolmuşta babasına gününü anlatan 6-7 yaşlarındaki kız her cümlenin başında babişko dedikçe ben deli gibi yağan yağmura rağmen inip yürümek istedim..oluyor işte bazen..bazende ne yaparsak yapalım olmuyor..


PS:(biz kardeşimle arka kapıdan çıkarken sesimizi duyup arkamızdan gelmiş ama bir anda koşmaya başlayınca biz durup ne yapacağımıza bakmış..ve sonrasında yukarıdaki malum anımız yaşanmış oldu..)

cambaz

Pazar, Kasım 15

kayıp kelimeler

çok şey var yazılası..ama benim kelimelerim kayıp..
yarına gelecekler biliyorum..

Salı, Kasım 10

sözcükler ne ki duyguların yanında..

böyle aşklar mazide kalmadı..
böyle aşklar aslında sabrın ,emeğin ve en önemliside saygının olduğu her yerde var..
dün gece benim yanımdaydı..
dün gece bir kez daha senin ne kadar şanslı benim ne kadar şanslı olduğumu hatırlattı..
dün gece aslında herşeydi hiçbirşey kadarda sıradan dı..

korkma dedin bana..sakın korkma..
mucize duyguları yaşarken ve yaşatırken , korkmak hissi ne ki bunların yanında diyemedim sana..


ne hızlı ruh halin var demeyin sakın..aslında hepsi aynı,hala aynıyım bir önceki yazım gibi..aşşağıdaki yazıda yüzde yüz gerçek düşüncelerim vardı..ve ikimiz kalacağız biliyorum derken de yanılmadığımı biliyordum..hala biliyorum...


cambaz
kendimden başka kimseyi gerçekten sevmiyorum belkide..belkide kendimi kandırıyorum..