Ailem ve arkadaşlarım dışında hayatımdaki hiçbir kimseyi -hiçbir şeyi kaybetme korkum yok!
Ben yoksam hiçbir şey yok zaten..
Salı, Mayıs 1
Pazartesi, Nisan 30
obur asık suratlı güzellik :D
EE ben daha ne diyeyimm?
Ben o kadar asık suratla oturayım bütün gece..
Önüme gelen her boku yiyeyim hatta o kadar yiyip içeyim ki midemi üşeteyim..
4 saat boyunca tek kahkaha atmayayım hemde bilerek.
İsteyeyim ki anlasın benden cacık olmayacağını..
Sonuç?
Bugün gelen Orkide..
geçmiş olsun obur asık suratlı güzellik
cidden yarım saat güldüm sanırım.
O nedemek laaaaan obur güzellik ne uleeeeennnnn? Ama itiraf ediyorum gayet açık sözlü takılmış.Kendisini tebrik ettim.Çiçeğide geri gönderdim tabiiki.Ama beni güldürdüğü için benden bir aferim aldı orasını bilmiyor :)
cambaz ( obur güzellik)
Ben o kadar asık suratla oturayım bütün gece..
Önüme gelen her boku yiyeyim hatta o kadar yiyip içeyim ki midemi üşeteyim..
4 saat boyunca tek kahkaha atmayayım hemde bilerek.
İsteyeyim ki anlasın benden cacık olmayacağını..
Sonuç?
Bugün gelen Orkide..
geçmiş olsun obur asık suratlı güzellik
cidden yarım saat güldüm sanırım.
O nedemek laaaaan obur güzellik ne uleeeeennnnn? Ama itiraf ediyorum gayet açık sözlü takılmış.Kendisini tebrik ettim.Çiçeğide geri gönderdim tabiiki.Ama beni güldürdüğü için benden bir aferim aldı orasını bilmiyor :)
cambaz ( obur güzellik)
Etiketler:
asık surat,
güzellik,
obur,
orkide
Pazar, Nisan 29
rüyalar...
Yazmayınca böyle herşey birikiyor yaz yaz bitmez artık.
Aynı günde iki post atmak çok eskilerde kalmıştı oysa benim için..
Aylardır hayır tanımak tanışmak istemiyorum aman yaaaa diye diye ertelediğim bir görücü usulu tanıştırılma yemeğindeydim dün gece.
Canımın en sıkkın olduğu günde evet demiştim ki benim dipte halimi görüpte sonra görüşelim diye tutturmasın.( canımın neden sıkkın olduğunu bir sonraki yazımda anlatacağım)
Bütün gece suratım bildiğiniz duvar.Her sorulana evet -hayır -cık gibi yanıtlar verdim.Yemekte bir çift arkadaşım ve müstakbel beyefendi vardı.Ve biz Vietnam yemekleri yapan yerdeydik..Aman Allahım bütün gece kan kusturdum desem az kalır.
Konuşmadım sadece yemek yedim.Her haltı denedim.veee sonuç hüsran:)
Gece eve geldim saat 00:30 gibi.İçeri girdim başladım klazote aşkımı ilan etmeye.Evvet mide bulandırıcıyım ama banyoda kusmadığım yer kalmadı.Allahım nasıl birşey ise konuşamıyorum resmen..Annem soruyor kızım ne oldu diye ben birşey diyecek oluyorum böğğğğ.
Off offf sırf laf olsun diye her güzel görüneni yersen böyle olur işte.
Eminim çocuk benim hakkımda neler neler ve neler düşünmüyordur.Yani o kadar yokumdur ki onun için birşey düşünemiyordur:D
Neyse bu geceyi böyle atlattık diyip kendime biraz gelince zorla uyuttum kendimi...
....Uyudum ...Uyudum...
Hay uyumaz olaydım..
Rüyamda yine bu yaşımdayım..Yine kurbağa ile ayrıyız..Ben yine istanbulda ailem Egede..
Kardeşim yine evli kocası yine görev icabı yok.
Kocasının aileside egede..
Ve bu yaşımda babam yaşıyor.Yaşlanmış halini gördüm ilk defa..İlk defa 49 yaşında hasta hali yoktu.
Karşımda çok sağlıklı 65 yaşlarındaki babam vardı.
Ve benim hem babamı doktora hemde kardeşimi kayınvalidesine götürmem gerekiyordu.Birde beyaz bir arabam vardı:D
Birden kurbağa cıkıyor ortaya ben babanı doktora götürürüm sen kardeşinle git diyor.
Ya biz ayrıyız sen nerden çıktın diyorum.O esnada babam geliyor diyorkş biz kurbağa ile gideriz.ve onlar gidiyor.
Bir sonraki sahnede ikisi rakı masasında bir kahkaha bir eğlence bir muhabbet.
Ya baba bu adamı göndersene biz ayrıldık ya diyorumm.Babam ne dese beğenirsiniz sen git dayınlarda kal o senin odanda kalacak diyor.Ve kurbağa babamın koluna giriyor.Yürüyerek meyhaneden çıkıyorlar..
Sabah uyandığımda beynim uyuşmuş uyandım..Allahım bu ne demek oluyor..Biri şu rüyayı bi açıklasın gözünüzü seveyim :S:S
cambaz
Aynı günde iki post atmak çok eskilerde kalmıştı oysa benim için..
Aylardır hayır tanımak tanışmak istemiyorum aman yaaaa diye diye ertelediğim bir görücü usulu tanıştırılma yemeğindeydim dün gece.
Canımın en sıkkın olduğu günde evet demiştim ki benim dipte halimi görüpte sonra görüşelim diye tutturmasın.( canımın neden sıkkın olduğunu bir sonraki yazımda anlatacağım)
Bütün gece suratım bildiğiniz duvar.Her sorulana evet -hayır -cık gibi yanıtlar verdim.Yemekte bir çift arkadaşım ve müstakbel beyefendi vardı.Ve biz Vietnam yemekleri yapan yerdeydik..Aman Allahım bütün gece kan kusturdum desem az kalır.
Konuşmadım sadece yemek yedim.Her haltı denedim.veee sonuç hüsran:)
Gece eve geldim saat 00:30 gibi.İçeri girdim başladım klazote aşkımı ilan etmeye.Evvet mide bulandırıcıyım ama banyoda kusmadığım yer kalmadı.Allahım nasıl birşey ise konuşamıyorum resmen..Annem soruyor kızım ne oldu diye ben birşey diyecek oluyorum böğğğğ.
Off offf sırf laf olsun diye her güzel görüneni yersen böyle olur işte.
Eminim çocuk benim hakkımda neler neler ve neler düşünmüyordur.Yani o kadar yokumdur ki onun için birşey düşünemiyordur:D
Neyse bu geceyi böyle atlattık diyip kendime biraz gelince zorla uyuttum kendimi...
....Uyudum ...Uyudum...
Hay uyumaz olaydım..
Rüyamda yine bu yaşımdayım..Yine kurbağa ile ayrıyız..Ben yine istanbulda ailem Egede..
Kardeşim yine evli kocası yine görev icabı yok.
Kocasının aileside egede..
Ve bu yaşımda babam yaşıyor.Yaşlanmış halini gördüm ilk defa..İlk defa 49 yaşında hasta hali yoktu.
Karşımda çok sağlıklı 65 yaşlarındaki babam vardı.
Ve benim hem babamı doktora hemde kardeşimi kayınvalidesine götürmem gerekiyordu.Birde beyaz bir arabam vardı:D
Birden kurbağa cıkıyor ortaya ben babanı doktora götürürüm sen kardeşinle git diyor.
Ya biz ayrıyız sen nerden çıktın diyorum.O esnada babam geliyor diyorkş biz kurbağa ile gideriz.ve onlar gidiyor.
Bir sonraki sahnede ikisi rakı masasında bir kahkaha bir eğlence bir muhabbet.
Ya baba bu adamı göndersene biz ayrıldık ya diyorumm.Babam ne dese beğenirsiniz sen git dayınlarda kal o senin odanda kalacak diyor.Ve kurbağa babamın koluna giriyor.Yürüyerek meyhaneden çıkıyorlar..
Sabah uyandığımda beynim uyuşmuş uyandım..Allahım bu ne demek oluyor..Biri şu rüyayı bi açıklasın gözünüzü seveyim :S:S
cambaz
ve sonunda..
Her şey bundan 4 yıl önce yani sanırım hastalığımı kötü bir tesadüf eseri öğrenmem ile başladı.
Bildiğiniz lösemi teşhisi konmuştu ama türü değişikti yavaş ilerliyordu vs vs.
Sevgilimden yeni ayrılmanın yanında hayatımda çok garip bir deneyim yaşadığım günlerdi.
Önceleri anlamadım hastalığın ciddiyetini alkolü sigarayı bırakmadım bir tuhaftım anlayacağınız.
Beni sürekli okuyanlar hatırlar.
Çok gayret ettim çok çabaladım..Üstelik de yalnızdım.Ailem bilmiyordu söyleyemezdim..
Arkadaşlarımdan sadece ikisi konuyu en ince ayrıntılarına kadar biliyordu.
Düzeldim öyle yada böyle sağlığıma kavuştum.Herşey normale döndü sevgilimle yollarımız yine kesişti..
Hayat yine çok güzeldi..
Aradan 4 yıl geçti..
Yine ayrıldık..
Ve bu defa kanser başka bir yerimde çıkıverdi aniden..
Tedaviler..İğneler hatta bir de ameliyat..
Kötülere birşey olmaz derler ya aynen öyle ben yine düzeldim bir ay önce..
Evet bir yıl boyunca testler sürecek ama artık iyiyim..
Bütün bunlar yaşanırken ben kanserli hastalar özellikle çocuklar için birşeyler yapmalıydım.Önce bir hastanin yapılması için bazı hayırseverleri topladım.( bu arada bu blogda hiç bir detay özel isim vermiyorum bana ayrıntılı birşey sormak isterseniz mesaj atın)
O hastahane uzun süre prosedürlere takıldı açılamadı 4 yıl oldu.Ve birden hoop mucizeler gerçek oldu hastahane açıldı.
Bu defa bir vakıf açtık hastahane için.Özellikle fakir çocukların tedavileri gerekli olan parayı ayarlayabilmek ve kolay donöt bulabilmek için.
Ve ben o vakıfı Zürihte bir vakıfla eş yapabilmek ve dünyadaki olanaklarından faydalanabilmek için başladım çalışmaya..
Önce para gerekti vakıfıb kendine yetecek parasını ispatlayabilmem gerekti.kaç kapı çaldım kaç kişi ile görüştüm bilmiyorum.En son hiç olmayacak birine ki hepiniz tanıyorsunuz yalvardım resmen..ve oldu..Paranın meblağı çok yükseti bu sebeple parayı işlemler bitene kadar vakıfın hesabında kendi adıma koruma altında tutacak ve işlemler bittiğinde parayı ünlü iş adamımıza geri verecektim.
Her şey beklemediğim kadar hızlı gerçekleşti.
Zürihe gittim bir günde onaylandı finans tabloları.Ve bu hafta heyet incelemeler için geldi.
Resmi belgeleri hala görmedim ama gelen yetkililer çok iyi iş çıkarmışsın dediklerinde bütün makyajım çoktan yanaklarıma inmişti.
ve ben yine yalnızdım..
Bu defa mütevazi olamayacağım..
Ben bu defa cidden çok güzel en bi güzel bir delilik yaptım.
Yanımda olmaya çalışan bana inanan en heyecanlı anımda bana 'Sike sike yapacaksın' mesajı atan kurbağaya buradan teşekkür etmek istiyorum.
oh be yazdım sonunda:)
Cambaz
Bildiğiniz lösemi teşhisi konmuştu ama türü değişikti yavaş ilerliyordu vs vs.
Sevgilimden yeni ayrılmanın yanında hayatımda çok garip bir deneyim yaşadığım günlerdi.
Önceleri anlamadım hastalığın ciddiyetini alkolü sigarayı bırakmadım bir tuhaftım anlayacağınız.
Beni sürekli okuyanlar hatırlar.
Çok gayret ettim çok çabaladım..Üstelik de yalnızdım.Ailem bilmiyordu söyleyemezdim..
Arkadaşlarımdan sadece ikisi konuyu en ince ayrıntılarına kadar biliyordu.
Düzeldim öyle yada böyle sağlığıma kavuştum.Herşey normale döndü sevgilimle yollarımız yine kesişti..
Hayat yine çok güzeldi..
Aradan 4 yıl geçti..
Yine ayrıldık..
Ve bu defa kanser başka bir yerimde çıkıverdi aniden..
Tedaviler..İğneler hatta bir de ameliyat..
Kötülere birşey olmaz derler ya aynen öyle ben yine düzeldim bir ay önce..
Evet bir yıl boyunca testler sürecek ama artık iyiyim..
Bütün bunlar yaşanırken ben kanserli hastalar özellikle çocuklar için birşeyler yapmalıydım.Önce bir hastanin yapılması için bazı hayırseverleri topladım.( bu arada bu blogda hiç bir detay özel isim vermiyorum bana ayrıntılı birşey sormak isterseniz mesaj atın)
O hastahane uzun süre prosedürlere takıldı açılamadı 4 yıl oldu.Ve birden hoop mucizeler gerçek oldu hastahane açıldı.
Bu defa bir vakıf açtık hastahane için.Özellikle fakir çocukların tedavileri gerekli olan parayı ayarlayabilmek ve kolay donöt bulabilmek için.
Ve ben o vakıfı Zürihte bir vakıfla eş yapabilmek ve dünyadaki olanaklarından faydalanabilmek için başladım çalışmaya..
Önce para gerekti vakıfıb kendine yetecek parasını ispatlayabilmem gerekti.kaç kapı çaldım kaç kişi ile görüştüm bilmiyorum.En son hiç olmayacak birine ki hepiniz tanıyorsunuz yalvardım resmen..ve oldu..Paranın meblağı çok yükseti bu sebeple parayı işlemler bitene kadar vakıfın hesabında kendi adıma koruma altında tutacak ve işlemler bittiğinde parayı ünlü iş adamımıza geri verecektim.
Her şey beklemediğim kadar hızlı gerçekleşti.
Zürihe gittim bir günde onaylandı finans tabloları.Ve bu hafta heyet incelemeler için geldi.
Resmi belgeleri hala görmedim ama gelen yetkililer çok iyi iş çıkarmışsın dediklerinde bütün makyajım çoktan yanaklarıma inmişti.
ve ben yine yalnızdım..
Bu defa mütevazi olamayacağım..
Ben bu defa cidden çok güzel en bi güzel bir delilik yaptım.
Yanımda olmaya çalışan bana inanan en heyecanlı anımda bana 'Sike sike yapacaksın' mesajı atan kurbağaya buradan teşekkür etmek istiyorum.
oh be yazdım sonunda:)
Cambaz
Cuma, Nisan 27
sevmekten ne zaman vazgeçtim?
sevmekten ne zaman vazgeçtim?
kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden "sen" olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim.
bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. bu yüzden ben de senden vazgeçtim.
Frida Kahlo
ve sonunda beynimde dolaşan ama bir türlü harflere dökemediklerim..
cambaz
kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden "sen" olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim.
bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım. bu yüzden ben de senden vazgeçtim.
Frida Kahlo
ve sonunda beynimde dolaşan ama bir türlü harflere dökemediklerim..
cambaz
Etiketler:
frida kahlo,
sevmek,
vazgeçmek
Çarşamba, Nisan 25
30 a kaldı 28:)
Neler oluyor hayatta?:)
Yeni kararlarım var daha doğrusu geç farkına varılan hatalarım var..
Ne kadar erken dönersem o kadar kar kalacak yanıma yeni fark ediyorum..
Dernek-lösev işlerini bir türlü yazamadım ama bugün yazacağım kendime söz verdim.
Ama diğer taraftan olanlara inanamayacaksınız...
30 uma 28 gün kaldı:)
sevgiler
cambaz
Yeni kararlarım var daha doğrusu geç farkına varılan hatalarım var..
Ne kadar erken dönersem o kadar kar kalacak yanıma yeni fark ediyorum..
Dernek-lösev işlerini bir türlü yazamadım ama bugün yazacağım kendime söz verdim.
Ama diğer taraftan olanlara inanamayacaksınız...
30 uma 28 gün kaldı:)
sevgiler
cambaz
Salı, Nisan 24
HİÇ
Hiç, bir insanı unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda
kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,
her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip
ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek…
çok kötü değil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu işitememek,
artik sonunun “Pi” hali değil mi? Biliyorsun değil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,
kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,
belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,
belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak,
Ne zordur değil mi?
Ne kadar eritir insanı farketmeden.
Sen de biliyorsun değil mi bunları?
Bir sinema koltuğunda sen de iki kişi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına?
Güzel bir kafe keşfettiğinde,
güzel bir film seyrettiğinde,
güzel bir şarkı dinlediğinde,
güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi
paylaşamadığın için onunla.
Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada?
Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?
Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün
oldu mu hiç?
Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan
nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu, bacağını kesen bir insanın yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar
oldu mu hiç?
Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine
aşk şiirleri yazabildin mi?
Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin,
özlemini,
susuzluğunu,
açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasını gördüğün,
ama merhem olamadığın zamanlar.
Gücünün,
hani o tanrısal gücünün,
bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu
gördüğün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç…
Hiiç…
hiç…
bir hiç…
CAN DÜNDAR
bir insandan vazgeçmek,
bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda
kaldın mı hiç?
Hani ölmüş gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi,
her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip
ama aslında hiç gelemeyeceğini de bilmen gibi.
Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek,
ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana,
ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi
sen hala bu kadar sevgili iken?
Özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek…
çok kötü değil mi?
Bu kadar özleyip onu görememek,
ona dokunamamak,
onu işitememek,
artik sonunun “Pi” hali değil mi? Biliyorsun değil mi?
Ne kadar umutsuz bir arayıştır o,
kalabalık caddede geçen binlerce yüze bakmak
belki bir kez daha görebilmek için o yüzü,
belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek,
belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek,
belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak,
Ne zordur değil mi?
Ne kadar eritir insanı farketmeden.
Sen de biliyorsun değil mi bunları?
Bir sinema koltuğunda sen de iki kişi gibi oturdun mu hiç?
Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına?
Güzel bir kafe keşfettiğinde,
güzel bir film seyrettiğinde,
güzel bir şarkı dinlediğinde,
güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi
paylaşamadığın için onunla.
Bir barın kalabalığında hiç yarım vücudunla sallandın mı ortada?
Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi?
Baktığında aynana sadece yüzünün bir yarısını gördüğün
oldu mu hiç?
Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan
nefret edemediğin zamanlar oldu mu hiç?
Gözünün içine baka baka kolunu, bacağını kesen bir insanın yüzüne
sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar
oldu mu hiç?
Hayatta inandığın bütün değerlerini altüst eden birisine
aşk şiirleri yazabildin mi?
Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara
feda oldun mu hiç?
İçinde ağlayan çocuğa umut şarkıları söyleyemediğin,
özlemini,
susuzluğunu,
açlığını gideremediğin zamanlar oldu mu hiç?
Kanayan yarasını gördüğün,
ama merhem olamadığın zamanlar.
Gücünün,
hani o tanrısal gücünün,
bir çocuğun ağlamasını susturamayacak kadar olduğunu
gördüğün zamanlar
oldu mu hiç?
Hiiiiiiiç…
Hiiç…
hiç…
bir hiç…
CAN DÜNDAR
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)