Salı, Ocak 12

yeni heves

havadaki bulutlar gibi..
ne yöne gideceğini bilmediğin sabaha uyanmak..
bir ara gelıp tüm düzenini yıkan rüzgarlar..

sanırım yaşlı bir bulutum artık..ne benı darmadağın edecek rüzgarları sevıyorum nede ne olacağını bilmediğim sabahlara uyanmayı..rutinlikten uzak ama tehlıkelı hava sahalarında olmayan bir sabah benım istediğim aslında..

herşeyin hep sınırsız hep en mükemmel olduğu bir sabah da değil istediğim..bazen değdiğin ten yakar elini şehvetiyle..bazen saçlarına sinen koku huzurun esintisi oluverir..

aklındaki yapılacaklar listelerinin kahramanı bazende Aiolos gibi rüzgarlarının tanrısı oluverir yatağın diğer sahibi..

aslında şiddetli kasırgalarıda durgun sularıda ayaklarına getıren odur..Poseidon un oğlu..

sana esmeyide anlatır..sana kopup gitmeyide..sana herşeyi yıkmayı..herşeyi yenıden kurmayıda..

sadece onu dinlemeyı öğreneceksin hepsi bu..ve seni öğreteceksin..



...bu yeni başaladığım hikayenin bir kısmı...hepsini yazmak istedim ama olmadı şimdi 50. sayfadayım..bakalım nasıl bitecek hikayemiz..

cambaz

Pazartesi, Ocak 11

eskilerden...

Yaşadığımız her anı canlandırır oldum..attığğın mesajları tekrar takrar okurken buluyorum kendımı yada senınle daha ilk çıkmaya başladıımız zaman tuttuğum günlük sayfalarını ..şimdilerde hatta cok uzun süredir yazmıyorum sevgili dostuma.çünkü ilk başlarda böyle bi mutluluğu kayıtlara gecirmeliydim birileri bilmeliydi daha kimselere anlatamadığım zamanlarda bizi..aşkın ne olduğunu anlamaya başladığım günlerdi,,gerçek aşkın çok değilde az acılı olduğunu anladığm günlerdi..çok güldük seninle ben hep konuştum sen hep dinledin..emek kahvesinde oturup 4 saat boyunca sürekli birşeyler yiyip sürekli güldük ve etafımızada bize garip garip bakan kimseyi takmadık ne kadar güzel bi gündü ..beşiktaştan kalkıp sırf kuru fasulye yemek için çamlıcaya gittik ,şimdi düşünüyorumda hep yemek yemışiz..:)ilk sevgililer gününde elime tutuşturduğun kutadaki o küçük kağıtlara cok gülmüştüm çünkü aşık olduğum adam bana aşıktı bundan daha derin bi neşe ve mutluluk olamazdı belki herşey için ama en çokda o gün için ne desem azsana..elinde pastayla evin merdivenlerinden çıktığında senin dışında herkes olabilirdi o kişi ama sendin..hiçbeklemediğim şeylerin kahramanı oluyodu kurbiş..ve ben heyecandan kanatlarımı sıksık ağaçlara taktırıp kendı canımı yine kendım yakıyorum,,doğum gününde sana yazdığım mektubu okurken nasıl bir yüz ifadesinde olduğunu hep merak edicem..sen hayatımı öyle değiştirdin ki bardağın dolıu kısmı daha güzelmiş aslında ,mutlu olmak hem daha zor hemde tadı bütün pastalardan daha güselmiş..kimseyi yadırgamadan önyargılı davranmadan kucak açmak daha tatlıymış..benı daha mutlu daha anlayışlı daha ben yapan herşeyi kattığın için de teşekkürler kurbişim..sırf bunun için bile insanlık sana cok şey borclubenım için yaptığın değişiklikleri kendını zorlamalrını görmedim fark etmedım zannetme hepsinin her sanıyesının farkındayım ve her saniyesi için şükrediyorum..evet çekilmez oldum zamanlarda oldu bunca yaşadığımız güselliklerin arasında ,belki ikimizin birlikte hayatını sindirirken cıktı aniden bu çekilmeslik belki hiç sebepsiz..bunlar içinde haklı olduğumda da olmadığmıda da özürdilerim..bunca güsellik hak ediyo bu özrü..sende gerek duruşunla gerek hayatınla adaptasyonu zor bi yoldun ama zevkli aynı zmanda ..seni keşfederken bende cok geliştim yaşadığımız her tadsız olayda..ve bunları unutabilme adetini gösterdiğim için kendımıde seviyorum hanı bazen:)27 ay 1 gün oldu ..ne olacağı ne yaşayacağımız bilinmez ama ben seninle çok büyüdüm daha çok ben oldum..ve ben beni ben yapan seni çok seviyorum..her nekadar bugünlerde bunu anlatamasamda ,sen seni sevdiğimden bi türlü emin olamasanda sabah uyandığımda ilk aklıma gelen sensin yanımda yatıyor olsanda yada kilometrelerce uzakda olsanda.. yaşayacağımız herşeyin bizi daha çok biz yapacağını umut ediyorum...

Tuesday, July 17, 2007

Perşembe, Ocak 7

gizli hayat kadını:D

çok enteresan ve heyecanlı:D:D:D:D
kızlar bir blogum olduğunu biliyorlar ama blogumun adını bilmiyorlar...
ve bu aralar kendileri herkesin blogunu okuma hevesindeler..

aslında ben cokda enteresan yazmıyorum..sevişme sahnelerimi,arzularımı..histerik durumlarımı yada şirket dedikodularımı..acaba şirket dedikodularını mı yazsam haha..fena fikir değil aslında..:)

şimdi etrafımdakilerden gizli birşeyler yazıyor olmak çok enterasan..

aslında isterdim ki etrafımdaki kimse hiçkimse bilmesin
bu blogu..ama benım vakti zamanındaki boş boğazlığım yüzümden bir kaç kişi biliyor..o yüzden cok da rahat olamıyorum laf aramızda:(

neyse sabah konuşmaları kıkırdamaları bitti ofiste,şimdi iş vakti..

ben öper ve gider

cambaz

Çarşamba, Ocak 6

:(

yanlış mı yapıyorum acaba birşeyleri..
içimden bir ses büyük büyük yanlışlara doğru gidiyorsun diyor..

bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben
şaşkınlıktan başka birşeyim artmadı yaşarken
kendi isteğimlede gidiyor değilim şimdi
niye geldik kaldık niye gidiyoruz bilmeden (HAYYAM)

daha başka şeyler için endişe duymalısın..daha başka korkuların olmalı..bu kadar ucuz bu kadar basit olmamalı hayata dair korkuların diyorum kendime..ama olmuyor...basit insanlar yüzünden basit korkularım ve basit diyaloglarım sürüp gidiyorrr...

neyse şimdilik sanırım bu kadar..

Cuma, Ocak 1

01012010

..yenı yıl yazısını dün yazamadım.ajanstaki yenı yıl partisi eve gel hazırlık yap derken gecti gitti yılın son gunude..
huzurlu mutlu ve pek sakın bır yenı yıl gecesıydı..5-6 kişilik ekiple tombala bile oynadık:)
muhteşem bir yemek masamız vardı.sevgilim ve ben böyle şeyleri pek sevdiğimizden usanmadan hazırladık masayı..e birde hindi dolmamız gelınce muhteşem yılbaşı yemeği hazırdı.yalnız hindi bıraz buyuktu sanırım önümüzdeki yenı yılda da yıyeceğiz kendisini.

aslına bakarsanız hiçde yazasım yok..sadece yenı yılın ılk gunu yazmadan edemedım..
sevgilim yanı basımda god of war oynuyor..ve kendınden gecmıs bır vazıyette her sahnede sevgilim şuna bir bak ne olursun diyerek benide oyuna dahil etme çabasında.
korkuyorum bir gün oyunun içine kaçıverecek die:)

yeni yıldan ne mi istiyorum..fena geçmeyen 2009 yılına göre daha güzel bir 2010..

yalan olmasın yada çok üzücü yalanlardan olmasın:)
sağlık olsun bol bol..
başarı olsun egolarımızı doyuracak bizi yaptığımız her işe bağlayacak kadar..
kahkahalar olsun gözümüzden yaş gelene karnımızdaki kasılmalar bitmeyecek gibi olana kadar..
bir sürü yeni ayakkabımız olsun:)
aşk olsun en güzellerinden en bitmeyeninden..
uyandığımızda onu görmekten hiç bıkmayacağımız insanlar , uyandığımızda hep burnumuzun dibinde olsun..
ailemiz hep olsun..
sevdiklerimiz dostlarımız azalmasın gereksiz artmasında...

hepimize tüm güzelliklerin hayırlısı kadarını versin kısacası..

cambaz
sevgiler

Çarşamba, Aralık 30

düzenin düzensizliği

günlerdir direniyorum ; yazsam hayır yazmasam..
canım nasıl çekiyor sana yazmayı ama bir o kadarda yazasım yok.
ne diyeceğim ki..
ne anlatacağım..
çok şey..
hiç bir şey.. geçenlerde yazdığım yazıyı yayınlamıyorum belki başka zaman..
şimdi kısa kısa aklımdakileri döküveresim var..

dün babamı ne kadar özlediğimi fark ettim yine..
28 yaşıma gireceğim nerdeyse hatta 12 yıl bitmiş olacak çok yakında ben hala mızık mızık halindeyim..
hala kıskanıyorum baba kelimesini..
belkide inatla rakıdan zehirlendikten sonraki içemeyişim onun yüzündendir rakıyı..rakı+tütün baba kokusu bende..
beni hiç çıkarsız hiç sebepsiz hiç azalmadan belkide artarak seven ilk belkide tek erkek..
o sevgiyi özledim sanırım..uçsuz bucaksız..hesapsız ..bitceğinden korkmadan ..bir gün uyandığında gitmiş mi korkusu duymadan..bencillikse evet..ben babamı özledim..

sabah bir düğün resmi gördüm bozcaada da yapılmış..hayatımda ilk defa ama ilk defa evet bende burda evlenmek istiyorum dedim cidden ilk defa bir düğün içinde hayal edebildim kendimi..bu adanın üzerimdeki manyetik gücü nedir? neden adı bile anıldığında gözlerim maviye bulanıyor..bozcaada feribotunda 5 yaşında terliklerimizi sürüyerek oynadığımız saklambaçların mı etkisi var acaba hala..yoksaferibotta babamın sarhoş kafayla satın aldığı bir tepsi içiboşun kokusu mu var hala burnumda.neden bilinmez 28 yaşıma kadar yapmadığım bir şeyi yaptım ve orda evlenmenin nasıl mükemmel olabileceğini düşündüm...ama sadece düşündüm:)

bu arada yeni yıl yazısını yarın yazacağım geçen sene yaptığım gibi..

düzen bunalımı yaşayacağım 3-4 ay kadar.annem yaklaşık 4 aylığına yanıma geliyor.Kendisi kış aylarını yalnız geçirmeyi pek sevmiyor..bu konu bu kadar.hem zevkli hem sıkıntılı günler beni beklıyor.

çok bunaldım fasulye ruhlu insanlardan..yoruldum da..artık sabrım tükenmeye yüz tuttu.belkide bu yüzden yazasım yok aslında.yazarsam dilimin olmayan kemiği gibi parmaklarımda beynimden habersiz cümleler kuruveriyor ben bu kadar üzgün , yorgun ve hırçınken..huzurumu ruhumu ve neşemi kaçırmak için ellerinden geleni ardına koymayan bir grup insan var.yada birileri bilmiyorum.sürekli mailler-mesajlar geliyor..sevgilime,ilişkime kısaca tüm hayatıma müdahale eden,nutuklar çeken ,hodri meydan diyen mailler..ilk önce sinir oluyordum..sonraları önemsememeye görmemeye başladım.ama son gelenler hodri meydan diyenler asabımı bozmaklada kalmayıp sabrımı zorluyorlar...kimin canını bu kadar yaktım kime ne yaptım bilmiyorum..ben basit bir hayat isterken bunun için elimden geleni yaparken ne kadar karmaşıklaşabilirse o kadar bulanıyor durgun mavi sularım..
işin enterasan tarafı mutluyum..ve hiç olmadığım kadar huzurlu.birşeyler bir yerde ters bağlantı yapıyor ama nerde onu bulamıyorum.

şimdilik bu kadar mı...?

birşeyi sakın unutmayın..herşey emek istiyor.herşey sabır ve herşey güç istiyor en mükemmeli için bunu sakın unutmayın..ve beni dinleyin,inandığınız sesin peşinden gitmekten hiç vazgeçmeyin sesi duyamayana kadar..her karar ikiye ayrılacak önümüzde..bizim doğrumuz hep bağırıyor aslında karşımızda , sadece biz biraz geç duyuyoruz..2010 un ilk dileği bu olsun..doğru sesi zamanında duyalım..

cambaz
sevgiler