Pazar, Şubat 8

ve bugün 09 şubat

-kızım kalk sanırım baban iyi değil..
okula gitmek için sürünüyordum zaten yatağın içinde..kalksam mı kalkmasam mı..annemin sesi ile uyanmamıştım aslında..beni uyandırmadan önce araması gereken herkesi aramıştı annem..doktoru..dayımı..amcam zaten bir alt katta oturuyordu..o sakin sese son derece panik bir şekilde kalktım yataktan ..koşarak odaya gittim..hiç panik değildi mavişim..çok zor nefes almaya başlamıştı..çok zor gülümsedi otur işareti yaptı.yatağının başına oturdum usulca,,kapı açıldı o esnada kocaman oksijen tüpleri girdi içeri..mavişimin o çok sevdiği dayım girdi arkadan..bi doktor geldi maviş kadar olan oksijen tüpünü bağladı..çok rahatsız oldu önce ne kadar kalacak bu dedi,kendi doktoru ile konışmak istedi..mavişim biraz kendine gelince aradık.

-bilader bu ne zaman çıkacak yaa ben unuttum sarhoş olmayı bu saf oksjen valla çarpacak beni dedi gülümseyerek..
oda daki herkes gülümsedi onun hayata tutunan cümlelerine..1-2 saate kadar herkes evdeydi..küçük kızkardeşim herşeyden habersiz iki gözü ikiçeşme geldi dayım almıştı sanırım okuldan, henüz daha ilk derse girmişti oysa..o herkesten daha çok ağlıyordu çünkü sonun geldiğini herkes aylardır bilirken o ne olduğunu anlamaya çalışıyordu..
öğleden sonraya doğru maviş uykuya daldı..ben herkes otururken aylardır herşeyi bildiğimi söyledim..(herşeyi annemin günlüğünden okumuştum..evet küçüktüm yapmamam gereken birşeyi yaptım annemin özelini okudum ..keşke yapmasaydım sonraki 8 ayın bende bıraktığı izleri silmek çok zor oldu..defterde ''hayatımın aşkı ellerimden kayıp gidiyor çok az zamanımız kaldı birlikte biliyorum ama bunu kızlara nasıl söyleyeceğim bilmiyorum'' yazıyordu..bir kaç gün sonra (ki bu son yazı olmuştu ben günlüğü bulduğumda ) ''hayır onlara mavişlerinin erken gideceğini söylemeyeceğim'' diye düşülmüş son bir not vardı..

günlerce ağladım günlerce okuduklarımın bir rüya olması gerektiğini annemin üzgün bir anında yazmış olabileceğini düşündüm..ama bütün ipuçları okuduklarımın doğruluğunu gösterdi bir süre sonra..)Odadaki herkes bana döndü bir anda..nasıl dedi annem nasıl olur kim söyledi? SEN dedim..anlattım herşeyi ,ayların üzerimdeki ağırlığı gitti bir anda.ufaklığım abla nasıl tek başına unutmaya çalıştın bildiklerini diye ağlamaya başladı..mavişim uyandı o sırada ..ve o uyandığında ben sadece 16 yaşındaydım..

hiçbirşey olmamış gibi davranıyordu..bize karnelere iki gün kaldı alıcam ifadenizi dedi gülerek..çıkarın şu oksijeni yahu !!dedim ben size çarpar diye halüsinasyonlar görüyordum siz odaya gelmeden önce dedi..

....
....
aradan 13 güncük..13 koca gün ..sanki 13 koca yıl geçti..o günlerin her birinde farklı bir hikaye yaşadık..hepsi ayrı ayrı özeldi..hepsi ayrı yaktı canımızı.kraldan duyduğumuz her söz emir oldu..uyumadık hiç.sabahların..akşamların..öğlenlerin adı bizim için unutuldu..hepsi geçen dakikalar olarak kaldı.vasiyetini açıkladı.bizi en sevdiklerine en güvendiklerine emanet etti hep.ağladık..güldü ağladık..elimizi tuttu ağladık..biz ağladıkça o ağladı..13 gün bazen ağladık bazen o gülünce güldük..geçmiş 8 ayın acısını çıkarırcasına özgürdü artık herkes.herşey alenen konuşuluyordu bütün rahatlığı ile.Mavişimin hastalığını bütün aile bilirken ben-ufaklığım ve kendi bilmiyordu..Yukarıda anlattığım gibi ben bir şekilde öğrenmiştim..Ama mavişimin öğrenmemesi için bütün raporlar ikişer adet hazırlanmıştı..bütün doktor raporları-tahlil sonuçları herşeyin sahteleri vardı..Asıl raporlarda acı gerçekler yazarken diğerlerinde (mavişimin okuduklarında) hep fasa fiso laflar yazıyordu.doktor uydurmacıları..13 günde anladım 8 aydır içinde olduğumuz oyunu..

13. gün pazardı .. bütün gün elim sırtında yanında oturdum..sırtım dedi hep ..elin çok iyi geliyor ağrılarımı geçirdi..akşam üzeri olduğunda daha da sessizleşti..ve 49 yıl 13 gün ,8 şubatı 9 una bağlayan gecede 00:10 da herşey bitti..
şimdi anlatamadığım o kadar çok ayrıntı canımızı yakıp ağlattı yada yüzümüzü güldürdüki o 13 günde...

özledim seni ...çok özledim mavi devim..her geçen gün daha da sindirdiğim sensizliği hep her yıl bu tarihte ertelemiyorum..gizlemiyorum..kocaman kocaman yıllar geçti..kızın büyüdü..deli - bazen küfürbaz bazen fazla yufka yürekli ama hep senin kızın oldu..ve senin kızın olmaktanda hep gurur duydu..

cambaz,

seni seviyorum..seni çok seviyorum..

PS: kafamı bir türlü toparlayamadım..saçmaladıysam affola..



10 yorum:

Adsız dedi ki...

sen 16 yaşında aslında koca bir kadınmışsın o kadar sırrı içinde saklayabilerek, olgunlaşmış bir anda büyümüşsün ve ermişsin yaşıtlarının 20 lerde ulaşabildiği yere... bazı yıl dönümleri vardır hatırlanılması bile istenmez neden bir daha yaşanmasın diye... bazı yıl dönümleri vardır hep hatırlanır ve kutlanır unutulunca kızılır neden? her sene bir öncekinden daha güzel geçsin diye.. ama bazı yıl dönümleri de vardırki hatırlanılması istenmez acı verir bir yandan da hatırlanmak ister çünkü tatlı anıları getirir gözünün önüne gözlerde akan minik damlacıklara inat tatlı bi tebessüm belirir yüzlerde anarak... seni ilk tanıdığımda da bana mavi devini anlatırmısın demiştim, sende tamam zamanı gelince yazarım demiştin... sabırla bekledim yazacaksın diye ama bugün okudum ki o dev eseriyle dimdik ayakta ve ölümsüzleşmiş... böyle bir evlat yetiştirerek ve ona ayakta kalmasını öğreterek...
noname(nam-ı diğer ottomans...)

AmeLia dedi ki...

Ben ne diceğimi bilmiyorum.. yalnızca sevgini cok güzel dile getirmişsin.. Başka dicek bişey bulamıyorum.. kelimelerin tıkandığı an...

gribulut dedi ki...

saçmalamadın, soluksuz okudum.

Zulapha Kaphali Iku dedi ki...

harika bir yazi...burda saat henuz oglen 12:00 ve ben ofiste oturuyorum gozlerim dolu dolu...diyecek cok sey var ama bazen suskunluk cok daha iyi...

kendini bilmez bir deli dedi ki...

ottoman;en son istediğim şeydi 16 yaşında kocaman bi kız olmak..hala özenirim baba kuzularına..ben hep bi kaç adım önceden gittim..ve bu istediğim en son şeydi..belkide o yüzden şimdi hiç büyümek istemıyor olmam.
Amelia;teşekkürler..kelimeler bazen uamrsızca cıkar bazende biz onları ararız ama onalr coktan cok uzaklardadırlar
Gribulut;:) cok teşekkür ederim.
Iku ;seni takip ediyorum ama beni okudugunu bilmiyordum.benımle birlikte sustugun için teşekkür ederim..:)

hepinizde iyiki varsınız...

kutup zencisi dedi ki...

mavi devi ne kadar çok sevmiştim sen anlattığında, iyi biliyorsun...

okurken benim de mavi devim oldu baban... okudum ağladım, düşündüm ağladım, sustum ağladım...

mekanı cennet olsun...

Böcek dedi ki...

keşkeler vardır ya
hep keşke olarak kalır
ve öyle nefes almaya devam ederler..
duygulandım gerçekten hemde çok..

yeşil kurba dedi ki...

Engel olamadığım bir şekilde ağladım okurken. O kadar güzel yazmışın ki... Mekanı cennet olsun mavi dev'inin...

Esra Aydemir dedi ki...

Göz yaşlarımı tutmakta zorlandım gerçekten çok başarılı bir yazı.O kadar güzel anlatmşsın ki söylenebilecek çokta fazla cümle bulamıyorum..
Benim babamda kanser hastası ve şuan hastanede yatıyor.Doktorlara bakarsan ömrü kısa belki 3 belki 5 gün belkide 1 ay.Takdiri ilahi allahın ama birde gözle görünenler var.Yaşadıklarını tahmin edebiliyorum kolay şeyler degil.Belki yarın belki ertesi günü herkes bişekilde kayıplar yaşayacaktır.Ama içine en çok yakanların yeri bambaşka oluyor işte.

kendini bilmez bir deli dedi ki...

esracım öncelikle acilinden en güzelinden şifalar diliyorum.ve çok özürdiliyorum senı boyle bır zamanda üzdüğüm için.belkide yazmamalıydım boyle bır yazıyı..çok çok afedersin:(
birşeyi sakın unutma ne yaparsak yapalım hiçbirşeyin önüne geçemiyoruz..iyide -kötüde..